Türk sineması 1990'lara girerken zor bir dönemden geçiyordu. Yeşilçam'ın üretim düzeni çökmüş, salonlar boşalmış, yerli film sayısı tarihinin en düşük seviyelerine inmişti. Ancak tam bu enkazın içinden yeni bir kuşak çıktı. Kimisi az bütçeyle, kendi imkanlarıyla çektiği filmlerle kült bir izleyici kazandı, kimisi salonları yeniden doldurmayı başardı, kimisi de dünyanın en büyük festivallerinde Türkiye'nin adını duyurdu.
Aşağıdaki listede 1990 sonrasında çekilmiş, hem eleştirmenlerin hem izleyicinin sahiplendiği filmleri bir arada topladık. Kategorilere ayırdık çünkü bu dönemde popüler sinema ile festival sineması iki ayrı yol izledi ve ikisi de kendi başına değerli işler üretti. Listeyi zaman içinde genişletmeye devam edeceğiz.
90'lar: Yeni Bir Dalga
1. Tabutta Rövaşata (1996)
7.3/10 1996 85Türk sinemasının en sevilen kült filmi. İstanbul'un kıyısında, arabalarda uyuyarak yaşayan, geceleri araba çalıp sabaha karşı geri bırakan bir adamın hikayesi. Filmin merkezindeki karakter gerçek bir kişiden esinlenmiş ve bu gerçeklik her karesinde hissediliyor: Rumelihisarı'nın soğuğu, çorba kuyrukları, sahipsizlik ve bir kadına duyulan sessiz aşk. Az bütçeyle, neredeyse gerilla usulü çekilmiş olması filme belgesel dokusu kazandırıyor. Yoksulluğu acındırmadan, karakterini bir kurban olarak sunmadan anlatması ise onu türünün en dürüst örneklerinden biri yapıyor.
2. Eşkıya (1996)
7.3/10 1996 365Türk sinemasının yeniden ayağa kalktığı an olarak anılan film. Otuz beş yıl hapis yattıktan sonra dışarı çıkan bir eşkıyanın, geçmişinin hesabını sormak için İstanbul'a gelmesi ve tanımadığı bir şehirde kendini bulması anlatılıyor. Filmin başarısı, bir Yeşilçam hikayesini modern sinema diliyle kurabilmesinde: Anadolu'nun destan geleneğiyle 90'lar İstanbul'unun karanlığı aynı çerçevede buluşuyor. Gişede kırdığı rekor, yerli filmin izleyicisini geri kazanabileceğini kanıtladı ve sonraki yıllarda gelen popüler sinema dalgasının kapısını açtı. Müzikleri de en az filmi kadar sevildi.
3. İstanbul Kanatlarımın Altında (1996)
6.6/10 1996 39yüzyıl İstanbul'unda geçen, uçma hayali kuran iki kardeşin hikayesini anlatan dönem filmi. Bir yanda gökyüzüne çıkmayı deneyen bilim tutkusu, diğer yanda saray entrikaları ve iktidarın gölgesinde yaşamanın bedeli var. Türk sinemasında dönem filmi yapmanın maliyeti düşünüldüğünde ortaya konan prodüksiyon ölçeği kendi başına dikkat çekici. Filmin en güçlü tarafı, tarihi bir kahramanlık masalına çevirmek yerine bilgiye ve merakla düşünen insana tahammülsüz bir düzeni göstermesi. Hem görsel açıdan doyurucu hem düşündürücü bir yapım.
4. Kasaba (1997)
6.5/10 1997 116Bir Anadolu kasabasında geçen dört mevsim, dört bölüm ve neredeyse hiç olay. Film bir aileyi takip ediyor: Okul çağındaki iki kardeş, tarlada geçen bir gece, ateş başında yapılan uzun bir konuşma. Türk sinemasında sonradan kendi ekolüne dönüşecek bir dilin ilk adımı sayılıyor. Uzun planlar, doğal sesler, ağustos böceklerinin sesi ve söylenmeyenlerin söylenenden çok olması. Sabır isteyen bir film, ama karşılığında kasabanın kokusunu iliklerinize kadar hissettiriyor.
5. Masumiyet (1997)
7.7/10 1997 132Hapisten çıkan bir adamın, gidecek yeri olmadığı için tesadüfen tanıştığı bir grup insanın hayatına dahil olmasıyla açılan film. Otel odalarında, pavyonlarda ve otobüs terminallerinde geçen hikaye, kimsenin masum olmadığı ama kimsenin de tam olarak suçlu sayılamadığı bir dünyayı kuruyor. Karakterlerin geçmişleri parça parça, üstü kapalı biçimde açılıyor ve film hiçbirini yargılamıyor. Türk sinemasında karakter yazımının en güçlü örneklerinden biri kabul ediliyor. Bitince rahatlatmıyor, aksine uzun süre içinizde kalıyor.
6. Ağır Roman (1997)
6.9/10 1997 70Bir romandan uyarlanan ve İstanbul'un Kolera adlı hayali mahallesinde geçen, kendine ait bir evren kuran film. Mahallenin efsanevi kabadayısına hayranlık duyan genç bir çocuğun büyümesi ve o efsanenin yerini almaya çalışması anlatılıyor. Filmi ayrıksı kılan görsel dili: Renkler doygun, mekanlar tiyatral, atmosfer neredeyse masalsı. Şiddet, aşk ve mahalle mitolojisi bir arada, gerçekçilik iddiasından uzak bir üslupla işleniyor. Türk sinemasında biçimsel cesaretin en dikkat çeken örneklerinden biri.
7. Herşey Çok Güzel Olacak (1998)
7.5/10 1998 165İki kardeşin, babalarından kalan borçlar ve tuhaf bir mirasla boğuşurken çıktıkları yolculuk. Film kara komedi ile yol filmi arasında geziniyor: Umutsuz bir durum, umutsuzluğu kabul etmeyen iki karakter ve arada yaşanan absürt olaylar. Adındaki iyimserlik ile hikayenin gerçekliği arasındaki tezat, filmin mizah kaynağı. 90'ların ekonomik sıkışmışlığını ve kaçış arzusunu, doğrudan söylemeden hissettirmesi en güçlü tarafı. Türk sinemasında yol filmi denince ilk anılan yapımlardan.
8. Gemide (1998)
7.3/10 1998 105Haliç'te demirlemiş bir gemide, tayfası birbirine benzeyen ama birbirinden nefret eden bir mürettebatla geçen bir gece. Kapalı mekan gerilimi ile karakter draması aynı potada eriyor: Gemi, dışarısı olmayan bir dünyaya dönüşüyor ve içindeki güç dengeleri saatler içinde altüst oluyor. Diyaloglarının sertliği ve karakterlerin ahlaki savrulmaları, filmi izlemesi kolay bir yapım kılmıyor. Buna karşın Türk sinemasının en çok konuşulan, en çok analiz edilen filmlerinden biri. Sıkı yazılmış senaryosu ve gerilim kurma becerisiyle döneminin en cesur işlerinden.
9. Propaganda (1999)
6.6/10 1999 94Bir sınır kasabasında, gümrük memuru olarak atanan bir adamın kasabanın ortasına tel örgü çekmesiyle başlayan hikaye. Komedi olarak yola çıkıyor, ancak bölünmenin komşuları, arkadaşları ve aileleri nasıl ayırdığını anlattıkça acıya dönüşüyor. Filmin merkezindeki fikir son derece basit ve tam bu yüzden etkili: Bir çizgi, sadece bir çizgi, insanları birbirine yabancılaştırmaya yetiyor. Türk sinemasında siyasi alegoriyi popüler bir dille anlatabilen ender örneklerden. Gülerken hüzünlenen izleyici bırakıyor.
Popüler Sinema
10. Vizontele (2001)
7.3/10 2001 1961974 yılında, Anadolu'nun küçük bir kasabasına televizyonun gelişini anlatan film. Kasaba halkının bu yeni aygıtı anlamlandırma çabası, sinema işletmecisinin telaşı ve belediye başkanının hevesi, filmin mizah kaynağı. Ancak film bir nostalji komedisi olarak kalmıyor: Kıbrıs harekatının kasabaya ulaştığı an, ton tamamen değişiyor ve hikaye bambaşka bir yere gidiyor. Bu ani geçişi ustalıkla kurması, filmi döneminin en çok sevilen yapımlarından biri yaptı. Gişe başarısı da yerli komedinin yeni dönemini başlattı.
11. G.O.R.A. (2004)
7.3/10 2004 380Türk sinemasının bilim kurgu parodisi alanındaki en iddialı ve en sevilen denemesi. Halı satıcısı bir adamın uzaylılar tarafından kaçırılması ve kendini bambaşka bir gezegende bulmasıyla açılan hikaye, bilim kurgu klasiklerine sayısız gönderme yapıyor. Filmin başarısı, düşük bütçeyle kurulan görsel dünyanın kusurlarını gizlemek yerine mizahın parçası haline getirmesi. Replikleri yıllardır gündelik dilde dolaşımda ve film yeni kuşaklar tarafından da sürekli keşfediliyor. Türk sinemasında tür denemesinin ne kadar eğlenceli olabileceğini gösteren bir yapım.
12. Babam ve Oğlum (2005)
7.4/10 2005 390Türk sinemasının en çok gözyaşı döktüren filmi olarak anılan yapım. 12 Eylül döneminde yaşananların ardından, uzun süre görüşmediği babasının köyüne küçük oğluyla dönen bir adamın hikayesi. Filmin merkezinde iki kuşak arasındaki kırgınlık ve konuşulamayan şeyler var; darbe dönemi ise bir arka plan değil, o kırgınlığın doğrudan nedeni. Köy sahnelerinin sıcaklığı ile hikayenin ağırlığı arasındaki dengeyi kurabilmesi, filmi bu kadar sevilen yapan unsur. Gişede kırdığı rekor ve yıllar içinde kazandığı sadık izleyici, etkisinin kalıcılığını gösteriyor.
13. Organize İşler (2005)
6.8/10 2005 191Araba çalan bir dolandırıcı çetesinin işlerinin yolunda gitmemesiyle başlayan kara komedi. Filmin en güçlü tarafı, karakterlerin her biri ayrı bir tuhaflık taşıyan bir topluluk olarak kurulması ve mizahın karakterden çıkması. Diyalogların ritmi ve doğaçlama tadı, Türk komedisinde o döneme kadar pek görülmemiş bir doğallık taşıyor. İstanbul'un ara sokakları, oto galerileri ve gecekondu bölgeleri filme kendine ait bir doku kazandırıyor. Replikleriyle uzun süre gündelik dilde yer buldu ve devam filmiyle birlikte bir seriye dönüştü.
14. Hokkabaz (2006)
6.9/10 2006 180Küçük kasabalarda gösteri yapan bir sihirbazın, ekibiyle birlikte çıktığı yolculuğu anlatan film. Yüzeyde bir komedi, ancak asıl konusu baba oğul ilişkisi ve hastalık gölgesinde geçen bir vedalaşma. Yol boyunca yaşanan aksilikler ve gösterilerdeki başarısızlıklar mizahı sağlarken, geri planda çok daha hüzünlü bir hikaye ilerliyor. Bu iki tonu aynı sahnede tutabilmesi, filmi türünde ayrıksı kılıyor. Türk sinemasında komedi ile duyguyu birleştirmeyi başaran en sevilen örneklerden biri.
15. Kabadayı (2007)
7.1/10 2007 119Eski bir kabadayının, yıllar sonra geçmişiyle ve mahallesinin değişen düzeniyle yüzleşmesini anlatan film. Kabadayılığın bir onur kodu olarak var olduğu eski dünya ile şiddetin kural tanımadığı yeni dünya arasındaki fark, hikayenin merkezinde duruyor. İstanbul'un dönüşümünü bir suç hikayesi üzerinden anlatması ve nostaljiye teslim olmadan eski düzenin de sorgulanmasını sağlaması, filmin en güçlü tarafı. Atmosferi karanlık, temposu ölçülü. Türk suç sinemasının 2000'lerdeki en sağlam örneklerinden biri kabul ediliyor.
16. Dedemin İnsanları (2011)
7.4/10 2011 741923 nüfus mübadelesiyle Girit'ten Türkiye'ye gelen bir ailenin, yıllar sonra hâlâ süren aidiyet arayışını anlatan film. Hikaye, dedesiyle özel bir bağ kuran bir çocuğun gözünden ilerliyor ve göçmenliğin bir kuşakla bitmediğini, torunlara kadar taşındığını gösteriyor. Filmin en dokunaklı yanı, memleket kavramının iki farklı yeri aynı anda işaret edebilmesi. Türkiye'nin göç ve mübadele tarihine popüler sinema diliyle bakan az sayıda yapımdan biri. Sıcak, gösterişsiz ve samimi bir film.
17. Kelebeğin Rüyası (2013)
7.2/10 2013 1571940'ların Zonguldak'ında, madenlerin gölgesinde şiir yazan iki genç şairin gerçek hikayesinden yola çıkan film. Hastalık, yoksulluk ve savaş yıllarının kısıtlılığı içinde, şiire tutunmaya çalışan iki arkadaşın kısa hayatları anlatılıyor. Filmin dönem tasarımı ve kömür tozuna bulanmış kasaba atmosferi, Türk sinemasında sık rastlanmayan bir görsel titizlik taşıyor. Şairliği romantize etmekle sanatın gerçek bedelini göstermek arasındaki dengeyi kurabilmesi en güçlü tarafı. Şiirle ilgilenenler için ayrıca değerli bir yapım.
18. Ayla (2017)
8.0/10 2017 402Kore Savaşı sırasında, savaş alanında bulduğu küçük bir kız çocuğuna bakan bir Türk askerinin gerçek hikayesi. İkilinin savaş içinde kurduğu baba kız bağı ve yıllar sonra yaşanan ayrılık, filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Hikayenin gerçek olması ve gerçek kişilerin görüntüleriyle bağlanması, filmin etkisini katlıyor. Savaş sahnelerinin prodüksiyon ölçeği de Türk sineması için dikkat çekici bir seviyede. Gişede büyük başarı yakalayan ve izleyicisini fazlasıyla ağlatan bir yapım.
19. 7. Koğuştaki Mucize (2019)
8.3/10 2019 4582Zihinsel engelli bir babanın, işlemediği bir suçtan hapse girmesi ve kızından ayrı kalmasıyla gelişen hikaye. Güney Kore yapımı bir filmden uyarlanan yapım, hikayeyi 1980'ler Türkiye'sine ve Ege kırsalına taşıyarak yerelleştiriyor. Filmin gücü, adaletsizliği bir sistem eleştirisi olarak değil, koğuş arkadaşlarının kurduğu dayanışma üzerinden anlatması. Duygusal tonu belirgin biçimde yüksek ve bunu hiç saklamıyor. Dijital platformlarda dünya çapında en çok izlenen Türk filmlerinden biri haline geldi.
Festival Sineması
20. Uzak (2002)
7.1/10 2002 260İstanbul'da yaşayan bir fotoğrafçının evine, memleketinden iş bulmaya gelen kuzeninin yerleşmesiyle başlayan film. Neredeyse hiçbir şey olmuyor: İki adam aynı evde, birbirine giderek yabancılaşarak, konuşmadan yaşıyor. Filmin anlattığı asıl mesele yalnızlığın kalabalık içindeki hali ve entelektüel kibrin sessiz zalimliği. Karlı İstanbul manzaraları, uzun sessizlikler ve televizyon karşısında geçen gecelerle kurulan atmosfer, Türk sinemasının uluslararası ölçekte tanınmasında dönüm noktası oldu. Cannes'da kazandığı Büyük Ödül, o dönem için tarihi bir başarıydı.
21. Yazı Tura (2004)
6.9/10 2004 53Askerliğini güneydoğuda yapmış iki gencin, terhis olduktan sonra bambaşka şehirlerde süren hayatlarını paralel anlatan film. Biri kalıcı bir işitme kaybıyla, diğeri bir uzvunu kaybetmiş halde dönüyor ve ikisi de geri döndükleri hayata artık sığamıyor. Film, savaşın ve çatışmanın sonuçlarını cephede değil, evde, mahallede ve iş arayışında gösteriyor. İki hikayenin birbirine hiç değmemesi, yaşananların ne kadar bireysel ve ne kadar yalnız taşındığını anlatan bilinçli bir tercih. Türk sinemasında bu meseleye en dürüst bakan yapımlardan biri.
22. Beş Vakit (2006)
7.1/10 2006 56Bir kasabada üç çocuğun gündelik hayatını, günün beş vaktine bölünmüş bir yapıyla anlatan film. Çocuklardan biri babasının ölümünü diliyor, biri sevdiği öğretmenine yakın olmanın yolunu arıyor, biri ailenin yüklediği sorumlulukla boğuşuyor. Filmin en dikkat çekici tarafı, çocukluğu masumiyetle eşitlememesi: Buradaki çocuklar öfkeli, kıskanç ve zaman zaman zalim. Doğa görüntüleri, rüzgar ve taş duvarlarla kurulan atmosfer, hikayeyi neredeyse mitolojik bir zemine taşıyor. Sabırlı izleyicisini fazlasıyla ödüllendiren bir yapım.
23. Yumurta (2007)
2015Annesinin ölümü üzerine yıllar sonra memleketine dönen bir şairin, orada birkaç gün kalmak zorunda kalmasıyla gelişen film. Bir üçlemenin ilk halkası olarak çekilmiş ve kendi başına da eksiksiz bir deneyim sunuyor. Hikayede olaydan çok hal var: Taşra sıcağı, tozlu sokaklar, konuşulmayan bir yas ve bir tanıdıklık hissi. Filmin en güzel yanı, karakterin geçmişiyle hesaplaşmasını hiçbir zaman büyük bir sahneye bağlamaması. Türk sinemasının taşra anlatısında en şiirsel işlerinden biri.
24. Sonbahar (2008)
7.3/10 2008 62Uzun yıllar siyasi tutuklu olarak hapiste kalan bir adamın, hastalığı nedeniyle tahliye edilip Karadeniz'deki köyüne dönmesini anlatan film. Geriye kalan zamanın kısalığı ile dağların, denizin ve sisin ağırlığı bir arada ilerliyor. Film politik bir manifesto değil; kaybedilmiş yıllar üzerine sessiz bir ağıt. Karadeniz köylerinin kışı, filmin duygusal tonunu doğrudan kuruyor ve mekan neredeyse bir karakter işlevi görüyor. Türk sinemasında yas ve kayıp üzerine yapılmış en zarif işlerden biri.
25. Üç Maymun (2008)
6.8/10 2008 232Bir ailenin, işlenen bir suçu görmeyerek, duymayarak ve söylemeyerek ayakta kalmaya çalışmasını anlatan film. Baba hapisten çıkmış, oğul öfkeli, anne sessiz ve üçünün arasındaki her cümle bir başka şeyin üstünü örtüyor. Filmin merkezindeki fikir, susmanın da bir suça ortaklık olduğu: Aile burada bir sığınak değil, bir suç ortaklığı biçimi. Ses tasarımı, tren gürültüleri ve kapalı mekanlarla kurulan gerilim, olay olmadan tedirginlik yaratmanın örneği. Cannes'da En İyi Yönetmen ödülü kazandı.
26. Bal (2010)
6.7/10 2010 103Bir üçlemenin son halkası ve türün en sessiz filmlerinden biri. Karadeniz dağlarında, babasıyla birlikte ormanda bal toplayan bir çocuğun, okuma güçlüğüyle ve ardından gelen bir kayıpla mücadelesini anlatıyor. Diyalog neredeyse yok; hikaye ormanın sesleriyle, ağaç tepelerinde kurulan kovanlarla ve çocuğun yüzüyle anlatılıyor. Filmin en etkileyici tarafı, bir çocuğun ilk büyük kaybını hiç açıklamadan, sadece göstererek aktarması. Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı kazandı ve Türk sinemasının uluslararası prestijini pekiştirdi.
27. Bir Zamanlar Anadolu'da (2011)
7.5/10 2011 544Bir gece boyunca, bozkırda ceset aranmasını anlatan film. Ekip arabalarla dolaşıyor, aynı ağaçların önünden geçiyor, kazıyor ve bulamıyor; bu arada aralarındaki konuşmalar davadan çok kendi hayatlarına kayıyor. Filmin dahice yapısı, polisiye kalıbını kullanıp aslında suçluluk, pişmanlık ve erkeklerin birbirine söyleyemedikleri üzerine bir hikaye anlatması. Gece çekimlerinin ışığı ve bozkırın boşluğu, Türk sinemasının en akılda kalıcı görüntülerinden bazılarını üretiyor. Cannes'da Büyük Ödül kazandı ve üç saatlik süresine rağmen izleyicisini bir an bile bırakmıyor.
28. Sivas (2014)
7.5/10 2014 45Bir Anadolu köyünde, dövüş için yetiştirilen köpeklerin dünyasına giren küçük bir çocuğun hikayesi. Çocuk, ölmek üzere bırakılmış bir köpeği sahiplendiğinde hem köyün erkek hiyerarşisine hem şiddetin öğrenilmiş haline dahil oluyor. Film, çocukluk ile sertlik arasındaki mesafenin ne kadar hızlı kapanabildiğini gösteriyor ve bunu hiç ders vermeden yapıyor. Kamera sürekli çocuğun boyunda, yani dünyayı onun gözünden görüyoruz ve bu tercih izlemeyi çok daha rahatsız edici kılıyor. Venedik Film Festivali'nde ödül kazandı, ancak hayvan sahneleri nedeniyle hassas izleyiciye uyarı gerektiriyor.
29. Kış Uykusu (2014)
7.5/10 2014 627Kapadokya'da, kendi mülkünde kiracılarla çevrili yaşayan eski bir oyuncunun, eşiyle ve çevresiyle giriştiği sözlü hesaplaşmaları anlatan film. Üç saati aşan süresi boyunca hikaye neredeyse tamamen konuşmalarla ilerliyor ve bu konuşmalar, entelektüel üstünlük kurma çabasının nasıl bir zulme dönüşebileceğini gösteriyor. Karı koca arasındaki uzun sahne, Türk sinemasının en iyi yazılmış diyalog bölümlerinden biri kabul ediliyor. Karla kaplı peribacaları ve taş evler, hikayenin soğukluğunu görsel olarak da kuruyor. Cannes'da Altın Palmiye kazanarak Türk sinemasının en büyük uluslararası başarısını elde etti.
30. Mustang (2015)
7.7/10 2015 1476Karadeniz'de bir kasabada yaşayan beş kız kardeşin, giderek daralan bir denetim altında büyümesini anlatan film. Denizde geçirilen neşeli bir günün ardından başlayan baskı, pencerelerin demirlenmesine ve kapıların kilitlenmesine kadar tırmanıyor. Filmin en güçlü tarafı, kardeşler arasındaki dayanışmayı ve firar arzusunu bir kahramanlık hikayesine dönüştürmeden anlatması. Fransa ortak yapımı olduğu ve Oscar'a Fransa adına gönderildiği için milliyeti tartışmalı bir yapım, ancak hikayesi ve mekanıyla tamamen Türkiye'ye ait. Oscar adaylığıyla da geniş bir uluslararası ilgi gördü.
31. Abluka (2015)
6.9/10 2015 49Bir metropolde, tanımlanmayan bir olağanüstü hal ortamında geçen ve giderek kabusa dönüşen film. İki kardeşin hikayesi paralel ilerliyor: Biri devlet için muhbirlik yapmaya başlıyor, diğeri sokak köpeklerini toplama işinde çalışıyor ve ikisi de zamanla gerçeklikle bağını kaybediyor. Film paranoyayı bir ruh hali olarak değil, sistemin ürettiği bir hastalık olarak kuruyor ve izleyiciyi de aynı belirsizliğin içine çekiyor. Gecekondu mahallesinin labirenti, tedirginliği mekansal olarak da hissettiriyor. Venedik'te ödül kazanan, izlemesi zor ama etkisi kalıcı bir yapım.
32. Ahlat Ağacı (2018)
7.5/10 2018 310Üniversiteyi bitirip memleketine dönen, yazar olmak isteyen bir gencin babasıyla ve kasabasıyla hesaplaşmasını anlatan film. Hikaye boyunca genç adam kimseyle tam anlaşamıyor: Ne babasıyla, ne eski öğretmeniyle, ne de kasabanın yazarıyla. Filmin en güzel tarafı, baba oğul ilişkisini bir çatışma olarak kurup finalde şaşırtıcı bir yakınlığa bağlaması. Uzun tartışma sahneleri, özellikle iki din görevlisiyle yapılan yürüyüş sohbeti, senaryo yazımı açısından etkileyici bir işçilik taşıyor. Taşrada genç olmanın sıkışıklığını en iyi anlatan yapımlardan biri.
33. Kurak Günler (2022)
6.8/10 2022 134Bir Anadolu kasabasına atanan genç bir savcının, kasabanın yerleşik düzeniyle karşılaşmasıyla gelişen film. Yer altı sularının çekilmesiyle oluşan obruklar, hikayenin hem gerçek meselesi hem de metaforu: Zeminin altı oyulmuş, her an çökebilir. Film, taşra iktidarını, hemşehrilik ilişkilerini ve gerçeğin kasaba çıkarları karşısında ne kadar kolay eğilebildiğini gerilim temposuyla anlatıyor. Yerel siyaset ile kişisel ahlak arasındaki sıkışmayı bu kadar iyi kuran az sayıda Türk filmi var. Uluslararası festivallerde geniş ilgi gördü ve son yılların en çok konuşulan yerli yapımlarından biri oldu.
34. Kuru Otlar Üstüne (2023)
7.7/10 2023 171Doğu Anadolu'da bir köy okulunda görev yapan resim öğretmeninin, tayin bekleyişini ve çevresindekilerle kurduğu ilişkileri anlatan film. Öğretmenlik bir idealden çok bir zorunluluk olarak yaşanıyor ve karakter, kendi bencilliğiyle yüzleşmekten sürekli kaçıyor. Filmin en cesur tarafı, ana karakterini sevimli kılmak için hiç çaba göstermemesi: Onu olduğu gibi, çelişkileriyle ve kendini kandırışlarıyla bırakıyor. Kışın kar altındaki köy, uzun tartışmalar ve fotoğraflarla kurulan yapı, karakterin iç dünyasının aynası. Cannes'da En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazanarak Türk sinemasına yeni bir uluslararası başarı getirdi.
Nereden Başlamalı?
Kült bir şey arıyorsanız: Tabutta Rövaşata, Gemide, Ağır Roman
Gülmek istiyorsanız: G.O.R.A., Organize İşler, Vizontele
Ağlamaya hazırsanız: Babam ve Oğlum, Ayla, Hokkabaz
Festival sinemasına giriş yapacaksanız: Uzak, Bal, Bir Zamanlar Anadolu'da
Taşra hikayeleri sevenler için: Ahlat Ağacı, Yumurta, Kurak Günler
Toplumsal meselelere bakan filmler istiyorsanız: Propaganda, Yazı Tura, Mustang
1990 sonrası Türk sineması, hem salonları yeniden dolduran popüler yapımlar hem dünyanın en büyük festivallerinde ödül kazanan işler üretti. Bu listedeki filmlerin çoğu, hangi ülkede çekilse konuşulacak nitelikte. Yerli dizi listemizde de aynı dönemin televizyon tarafına bakmıştık, dilerseniz oraya da uğrayabilirsiniz.
Daha fazla film ve dizi önerisi için DiziFilmAtlas'ı takip etmeye devam edin.